Mastercard Lighthouse x EBRD kimleri seçti?
Geçtiğimiz hafta, Mastercard Lighthouse Türkiye x EBRD Star Venture programına seçilen projeler açıklandı. Yapay zeka projeleri elbette çoğunluğu kimselere bırakmamıştı.
Geçtiğimiz hafta, Mastercard Lighthouse Türkiye x EBRD Star Venture programına seçilen projeler açıklandı. Yapay zeka projeleri elbette çoğunluğu kimselere bırakmamıştı.
Projelere biraz daha yakından bakınca, Mastercard’tan kaynaklanan finansal bakış açısının ağırlığı hissediliyor, ama yine de ne konsept ne de teknoloji olarak tam olarak net bir ortak payda yok. Veri analitiği de var, YZ da, blokzincir de.
Finansal analiz de var, operasyonel süreçler de, hatta tokenizasyon da.
Örneğin F-Ray Financial Technologies , hisse senedi piyasaları için geliştirilmiş bir analiz platformu olarak, temel ve teknik verileri birlikte ele almış ve ağırlıklı olarak son kullanıcıya hitap eden bir proje.
Finsmart AI art ise konuya yatırım tarafından değil, şirket içi finansal yönetim süreçleri tarafından bakıyor; nakit akışı, bütçe ve performans göstergeleri üzerinden finans ekiplerinin karar alma süreçlerini destekleyen ve şirketleri hedef alan bir proje.
Hardal tarafında ise veri analitiği, gizlilik ve mimari tercihlerin ön plana çıktığı görülüyor. Veri güvenliği gibi konulara önem veren bir proje.
Freya (YC S25) ise YZ’yı ses ve konuşma üzerinden doğrudan müşteri etkileşimine taşıyan bir “YZ Ses” platformu olarak, çağrı merkezleri ve benzeri kurumsal alanlara odaklanıyor.
Novus , yine şirketleri hedefleyen ve onlara iş süreçlerine entegre edebilecekleri, çok adımlı YZ iş akışları ve YZ ajanları oluşturmalarına olanak tanıyan bir platform sunuyor.
Blokzincir tabanlı bir platform olan Rudiq ise, gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonuna odaklanıyor. Blok zincir üzerinde varlıkların dijital temsiline dair farklı senaryoları desteklemeyi hedefliyor.
Benim en çok ilgimi çeken hem blokzincir tabanlı, hem tokenizasyon konulu bir proje olduğu hem de ekibin bir kısmıyla da tanışıklığım olduğu için Rudiq oldu elbette. Hem programa seçilmeleri hem de son dönemde aldıkları yatırımlarla isimlerini duyurmaları, geleneksel finans dünyasının şeffaf ve ağ üzerindeki tokenizasyona çok ilgili olduğunu gösteriyor. Bu durum da beni mutlu ediyor.
Programın proje seçimlerine şöyle bir göz gezdirdiğimizde, öne çıkan ortak nokta; “genel amaçlı”, her kullanıcıyı ya da her şirketi hedefleyen çözümlerden ziyade, belirli bir problem alanına net şekilde konumlanmış, birlikte çalışabilme ve uyum gözeten yaklaşımların tercih edilmiş olması. Seçilen projelerin hiçbiri, teknolojiyi başlı başına bir amaç olarak sunmuyor; daha çok mevcut iş süreçlerine ve finansal sistemlere nasıl eklemlendiğiyle ilgileniyor.
Bu tablo, büyük ve regülasyonla yaşayan kurumların inovasyona bakışında önemli bir ipucu veriyor. Burada aranan şey en yeni teknoloji ya da en iddialı vizyon değil; taşınabilir, kontrol edilebilir çözümler.
Mentorluk ve hızlandırma programları da bu noktada bir vitrin olmaktan çok erken aşamada bir filtre görevi üstleniyor gibi. Ama tabi ki bu filtreyi de dışarıda kalan projelerin yetersizliği ya da gelecek vaat etmemesi gibi okumamak lazım. Aslında her bir program ve kurum, doğal olarak kendi alanı, bilgi ve tecrübesi doğrultusunda projelere yöneliyor. Bu noktada da ekosistem içerisindeki inkübasyon programlarının sayısının giderek artması ve bambaşka sektörlerden bambaşka destekçiler bulmaları heyecan verici.
Bunun yanına bir de, geleneksel finans kurumlarının sadece ve sadece YZ projelerine değil de, veri analitiği ya da blokzincir gibi teknolojileri de hala ilgi duyduğunu görmek haftamı güzelleştirdi açıkçası.