Teknolojinin Yönüne Kim Karar Veriyor?
1 yıldır web3 ve blokzincir dünyasına dair hem bilgi vermeye çalıştığım, hem de projelerin ve teknolojinin yönünü biraz olsun anlamaya ve anlatmaya çalıştığım bu bültende, işin …
1 yıldır web3 ve blokzincir dünyasına dair hem bilgi vermeye çalıştığım, hem de projelerin ve teknolojinin yönünü biraz olsun anlamaya ve anlatmaya çalıştığım bu bültende, işin fiyat ya da piyasa tarafını konuşmayı pek istemedim.
Ama son dönemde yaşanan gelişmeler, işin teknolojisini ve felsefesini tartışmayı sevsem de, piyasadan ve fiyattan pek de kaçış olmadığını gösteriyor gibi.
Bitcoin fiyatı yeni “all time high”lar görse de, binlerce farklı projeye ait “altcoinler”in fiyatları aslında birkaç yıldır, dönemsel yükselişler dışında, düzenli olarak düşüyor. Bunun da sadece küçük yatırımcı üzerinde değil, bu ekosistemin ve teknolojinin şekillenmesinde de etkileri oluyor. Nasıl mı ?
Mesela bundan birkaç yıl önce oyun, metaverse, DeFi, tokenizasyon ya da bambaşka Web3 projelerine yatırım yapan VC’ler, bir süredir stablecoin altyapısına yatırım yapmaya yöneldiler. 2022’den bu yana kripto girişim fonlaması soğudu; spekülatif Web3 projeleri ya da NFT’ler “daha riskli/çok riskli” kategorisine girdi. Tam da bunlar olurken, fiyatı USD’ye endeksli olan, yani bir nevi sabitlenmiş olan “stablecoin”lerin toplam işlem hacmi 2025’te 33 trilyon dolara ulaştı, yıllık yüzde 72 büyüdü. Son aylarda KAST 80 milyon dolar, Rain 250 milyon dolar aldı, Stripe Bridge’i 1.1 milyar dolara satın aldı. Altcoinlerin fiyatları yıllardır düşüyor; ekip, fikir, teknoloji ya da topluluk fark etmeden hem de. Görünen o ki bu turun kazananı, fiyatı düşmeyen coinler oluyor: stablecoin’ler.
Aynı hikayenin farklı bir versiyonu madencilik dünyasında yaşanıyor. Bir Bitcoin üretmenin ortalama maliyeti geçen çeyrekte yaklaşık 80 bin dolara çıktı. Bitcoin ise 68-70 bin dolar bandında işlem görüyor. Madenciler zarar ediyorlar, bu da yön değiştirmelerine sebep oluyor. İhtiyaç duyulan yapılar çok benzer, sunucular, veri merkezleri, elektrik, ama artık bu altyapı YZ için kullanılacak. Kamuya açık madenciler toplamda 70 milyar doların üzerinde YZ ve yüksek performanslı hesaplama sözleşmesi imzaladı. Ellerindeki Bitcoin’leri satarak bu geçişi finanse ediyorlar ve yıl sonuna kadar bazı madencilik şirketlerinin gelirinin yüzde 70’i yapay zekadan gelecek.
EthCC bugün Cannes’da başladı, Ethereum ekosisteminin en büyük buluşmalarından biri. Ethereum ekosisteminde proje geliştirenler, bu dünyanın altyapısını inşa edenler, topluluklar bir araya geldi ve EthCC’nin ilk gününde Gnosis ve Zisk, Ethereum Foundation’ın desteğiyle Ethereum Economic Zone’u (EEZ) duyurdu.
Sebep oldukça netti : “Ethereum’un ölçeklenme sorunu yok. Parçalanma sorunu var. Her yeni L2 kendi likidite havuzuyla, kendi köprüsüyle ayrı bir ada haline geliyor.”
20’den fazla L2 ağında şu an yaklaşık 40 milyar dolar değer kilitli, ama birbirleriyle direkt olarak ve köprü kullanmadan konuşamıyorlar. EEZ bunu değiştirmeyi hedefliyor: köprüye gerek kalmadan, farklı ağlardaki akıllı sözleşmeler tek bir işlem içinde birbirleriyle etkileşime girebilecek.
Buraya kadar bu hikayeler aslında, yatırıma geri dönüşü, nakit akışını /likiditeyi ya da geliri farklı yönlerde aramaya yönelen blokzincir dünyasının hikayesiydi. Bu hikayenin bir de diğer yüzü var.
Birkaç hafta önce bahsettiğim tahmin piyasaları; seçim sonuçlarından hava duurmuna kadar farklı konular üzerine yapılan tahmn sonuçlarından para kazanılabilen piyasalar. Bu piyasalar oldukça spekülatif piyasalar ve NYSE’nin sahibi ICE, bu piyasaların en büyüklerinden birisi olan Polymarket’e, Ekim 2025’teki ilk yatırımın üstüne, bu hafta 600 milyon dolar daha yatırdı. Görünen o ki, ICE bu platformu spekülatif bir bahis aracı olarak değil, finansal istihbarat kaynağı olarak görüyor. Tahmin piyasalarından üretilen olasılık verilerini kurumsal finansın terminallerine taşıyor ve yatırım yaptığı bu piyasada bir likidite sorunu olmadığını da biliyor, görüyor.
Yani spekülatif piyasalar likidite/nakit akışı peşinde koşmak zorunda kalmıyor, likidite oraya doğru akıyor. Hem kurumsal dünyadan, hem son kullanıcıdan.
İçinden geçtiğimiz dönemi yansıtan, yakın zamanlı birkaç farklı hikayeyi aktarmaya çalıştım, ama aklıma getirdikleri soru ortak:
En güzel fikri getirsen, en sağlam teknik altyapıyı kursan, bu dönemde likidite bulabilir misin? Muhtemelen zorlanırsın. Öte yandan derdi hiçbir sorunu çözmek olmayan, ama doğru zamanda doğru yerde olan bir proje inanılmaz noktalara gelebiliyor.
Blokzincir ve Web3’ün vaadi “finansal özgürlük”tü. Aracısız, merkeziyetsiz, herkesin eşit erişebildiği bir sistem. Ama son kullanıcının eğilimlerine bakınca tablo biraz daha farklı: Spekülatif piyasalar, kaldıraçlı işlemler, hızlı ve yüksek kazanç beklentisi. Talep oradan geliyor, likidite oraya akıyor, teknoloji de o talebi karşılamak için şekilleniyor.
Fiyat yazmayayım, konuşmayayım desem de buraya geliyorum: teknolojiyi fiyat şekillendiriyor, fiyatı da insanoğlunun bu davranışı ve doğası. Teknolojinin nereye gideceğine, nasıl gelişeceğine, kime ulaşacağına bu döngü karar veriyor. “Önce teknoloji, arkasından benimseme gelir” mi demeliyiz, yoksa “para önce gelir, teknoloji onu takip eder” mi?
Web3 bu ikisi arasında hâlâ nerede duruyor?