← Tüm yazılar

Web3 Nereye Değiyor? – Kurumlar İçin Gerçek Dönüşüm Alanları

Yeni teknolojiler ortaya ilk çıktıklarında genelde konuya çok meraklı, ufak bir çember içerisindeki çekirdek bir kitle tarafından bilinir ve kullanılır. Çoğu zaman, en başlarda …

Yeni teknolojiler ortaya ilk çıktıklarında genelde konuya çok meraklı, ufak bir çember içerisindeki çekirdek bir kitle tarafından bilinir ve kullanılır. Çoğu zaman, en başlarda dünyanın geri kalanının bu keşiften haberi bile yoktur. Zamanla bu yeni teknoloji denenir, gelişir, yavaş yavaş o küçük çember büyür, daha fazla kişiyi içine alır, daha fazla insan dener, uygulama alanları gelişir ve bu döngü tekrarlanır, ta ki çember aslında bu teknolojiyi kullanabilecek ya da ondan fayda sağlayabilecek herkesi içerisine alana kadar.

Blokzincir/Kripto/Web3 tarafında da her şey tam da bu şekilde, önce meraklı bir çekirdek kitleyle başladı. Sadece, bundan önceki teknolojilerden farklı olarak, aslında derin bir felsefeyi de beraberinde getirdi. Finansal anlamda bambaşka bir hayat, bambaşka bir çalışma modeli olabileceğine dair net bir manifestoyla bu çekirdek kitlenin hayatına girdi.

Şimdi bu teknoloji, zaman zaman ve kısmen felsefesiyle de birlikte, sadece geliştiricilerin ya da bu çekirdek kitlenin değil, iş dünyasının da gündeminde. Kimi şirketler oldukça temkinli, kimileri ise çok cesur. Ama soru aynı:

Web3 gerçekten kurumlara nasıl bir değer sunabilir? Bu yazıda yanıtı teknik değil, biraz daha stratejik açıdan arıyoruz, bu yüzden hayatımıza getirdiği felsefeye, en temel ve cesur haliyle değilse bile, kurumsal hayata uyarlayabileceğimiz haline bakıyoruz.

Web3, kurumlara yeni bir teknoloji değil, yeni bir yaklaşım öneriyor:

Kullanıcıyı sürece dahil ederek bir topluluk inşa etmek Sahipliği yeniden tanımlamak Kapalı sistemler yerine şeffaf ilişkiler kurmak

Web3 kendisi zaten başlı başına teknolojisini de geçtim, felsefesi ve günümüzde hayata geçmiş kısıtlı kullanım alanıyla, oldukça konseptsel bir kavram, biraz soyut. Bu yüzden de bu konseptin uygulamalarına dair örnekler vermek, konseptle ilgili taşların yerine oturması için faydası çok açık. Ama yine de bu yazıda odağımız kavramlarda olacak. Çünkü bazen içerisine girebildiğiniz birkaç açık ve net kavram, on projeden daha fazla fikir uyandırabilir.

  1. Web3’ün İş Dünyasına Getirdiği Yeni Bakış Web3’ün kurumsal yapılara sunduğu şey bir yazılım değil; bir iş modeli değişimi.

Sahiplik: Web2’de kullanıcılar içerik üretir ama içeriklerin sahipliği platforma aittir. Paylaştığınız bir içerik üzerinde, özellikle de herkese açık olanlarda, herhangi bir hak iddia etmek mümkün değildir. Web3’te içerik, veri, hatta kimlik kullanıcının sahipliğindedir. Katılım: Müşteri ya da kullanıcı sadece tüketen değil, oy veren, katkı sunan, birlikte kazanan bir aktöre dönüşebilir. Böylece büyüme (growth) dediğimiz şey sadece fatura kestiğiniz müşteri ya da uygulamanızı indirmiş kullanıcı sayısının artması değil, aynı zamanda buradaki her bir müşteri ve kullanıcının sistemi ve faydasını ne kadar içselleştirdiği ile ilgili bir hale gelir. “İnsan olma” hali sürece dahil olur. Şeffaflık: Karar süreçleri, gelir dağılımı ya da kullanıcı verisi, zincir üzerinde açıkça izlenebilir hale gelir. Bu da bizim alıştığımız hayat içerisinde, kurumsal iş hayatı ya da geleneksel finans sistemleri için, en ilginç ve en olasılık dışı görünen konulardan birisi olabilir ama söyleyebilirim ki, evet, mümkün.

Bu yapı, özellikle sadakat programları, içerik platformları ve yatırım araçları gibi alanlarda ciddi bir değişim potansiyeli taşıyor. Ama her kurumun hazır olduğu bir dönüşüm değil bu. Bu teknoloji ve beraberinde getirdiği felsefe kimi için yepyeni bir vizyon, kimi için yepyeni bir tehdit.

https://www.vecteezy.com/free-vector/web3”>Web3 2. Neden Bazı Kurumlar Bu Dönüşüme Açık? Web3 teknolojisinin getirdiği bu yepyeni bakış açısı ile halihazırda uyumlu olan kurumların ortak bazı özellikleri var:

Toplulukla ilişkisi güçlü: Sadakat, katkı, hikaye yaratımı gibi konularda zaten kullanıcılarını sürece dahil etmeye alışkınlar ve aslında markalarını, güçlerini, büyümelerini bu ilişki ile destekliyorlar. Deneysel olmaya istekli: Yüzde yüz oturmuş, daha önce defalarca denenmiş, iyi bilinen ve güvenilir modeller yerine, küçük de olsa yepyeni uygulamalar, yepyeni bakış açılarıyla ve denemelerle değer yaratmayı hedefliyorlar. Veri sahipliği veya içerik üretimi işin merkezinde: Böylece Web3’ün içerik, veri, kimlik için sunduğu “sahiplik modeli” bu kurumlar ve mevcut iş modelleri, stratejileri için doğrudan değer yaratıyor.

Bu kurumlar için Web3, sadece “dijitalleşmenin bir adımı” değil, bir sonraki rekabet alanı bile olabilir.

  1. Henüz Herkesin Girmediği Bir Yol Ama bu yolu herkes seçemiyor ya da seçmek istese bile bu yola girmeden önce değiştirmesi gereken çok fazla element içeriyor. Çünkü aslında bu, sisteminizin kenarına iliştirebileceğiniz bir uygulama, bir portal, sadece bir tane işin yapılış sürecini değiştirmekten çok daha fazlası. Bu yol, başlı başına, uçtan uca, tamamen bir dönüşüm:

Mevcut yapıyı sorgulatıyor: Kurum içerisinde sahiplik, karar verme süreçleri gibi temel sorularla yüzleşmek gerekiyor. Kurum olarak bu yapıları daha katılımcı hale getirmeye ne kadar açıksınız? Kültürel dirençle karşılaşıyor: Hepimizin alışkın olduğu merkezi ve aslında hiyerarşik yapılarda “şeffaflık” ya da “katılımcılık” her zaman kolay kabul edilmiyor. Bu felsefenin kurumun kültürüne dahil edilmesi, işlemesi ve bunun için de zaman ve efor gerekiyor. Burada en önemli konulardan birisi de süreç. Çünkü ilk günden kurum içerisindeki her şeyi değiştiremeyeceğinizi, bunu belirli yerlerden başlayarak, yavaş yavaş, adım adım ve derece derece gerçekleştirmeniz gerektiğini kabul etmek ve planı bunun üzerine kurmak. Anlık ve yukarıdan aşağıya ilerleyecek değişimler zaten bu felsefenin özüne aykırı. Hukuki ve finansal belirsizlik taşıyor: Vergi, denetim, regülasyon gibi alanlarda gri bölgelerin çok fazla olması kurumları tedirgin edebilen konulardan birisi. Ama yine aslında konu bakış açısını değiştirmekten geçiyor.

Web3, tam da bu yüzden hemen ve her kuruma değil, önce sorular sormaya hazır kurumlara sesleniyor.

Web3’ün “kurumlar için ne sunduğu” sorusunun cevabı, onu sadece bir teknoloji mi yoksa bir yaklaşım olarak mı gördüğünüzle ilgili. Bu yazı bir ilk adım.

Sonraki yazıda şunu tartışacağız: Kurumsal yapıların Web3’e geçişi mi daha zor, yoksa Web3’ün özü bozulmadan kurumsallaşması mı?